Online-Hukuk.Org

s kiş

Sayın Ziyaretçimiz,
bu sayfada arama yapmış olduğunuz anahtar kelimeye en uygun olduğunu düşündüğümüz makaleleri listelemiş bulunuyoruz. Puantajı en çok olan makale sizin aramanıza en uygun olan makaleyi temsil etmektedir.

Bilişim Sistemine Girme ve Emirlere Muhalefet

Arama Puantajı:
417

Hukukçu Mustafa Yıldız

765 sayılı TCY’nın 525/a maddesine mümas olup, asliye ceza mahkemesinin görevine giren ve duruşmalı yargılama yapılması gereken bilişim hırsızlığı suçuna ilişkin kamu davasının sulh hakimi tarafından eylemin 765 sayılı TCY’nın 526/1. maddesinde tanımlanan yetkili mercilerin emirlerine aykırılık olarak kabul edilmek suretiyle ceza kararnamesi ile sonuçlandırılması, kararın bozulmasını gerektiren bir hukuka aykırılıktır >>>

Resmi Varakada Sahtecilik Suçu Hakkında Umumî Malumat

Arama Puantajı:
417

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Resmi belgede sahtecilik(counterfeiting official document) suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenmiştir. >>>

Olağanüstü Zamanaşımı Nedeniyle Gayrimenkul Mülkiyetini Kazanmada İkinci Davayı Açma Süresinin Başlangıcı

Arama Puantajı:
412

Stajer Avukat Hasan Yılmaz

style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">19.1.2007 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na &nbsp;göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu''nun 713 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları gereğince açılan olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tescil davasının süre yönünden reddedilmesi halinde; aynı yerle ilgili olarak açılacak ikinci davanın olumlu sonuçlanabilmesi için, ilk kararın kesinleşmesinden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetliğin&nbsp; nizasız&nbsp; ve fasılasız&nbsp; malik sıfatıyla yeniden 20 yıl sürmesi gerekirspan><span style="font-size: small;">.(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun span><span style="font-size: small;">19.1.2007&nbsp;&nbsp;&nbsp;tarihli ve span>&nbsp;<span style="font-size: small;">E. 2005/1<span style="white-space: pre;"> span>K. 2007/1<span style="white-space: pre;"> span>T. 19.1.2007span>)&nbsp;

>>>

Hukmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Karar Verilmesi İçin Kasten İşlenmiş Suçtan Mahkum Olmamak Gerekir

Arama Puantajı:
411

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 04.11.2008 gün ve 16024-17827 sayılı kararında yer alan; “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK&rsquo;nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez >>>

Hakim ve Savcıların Ağır Cezayı Gerektiren Meşhut Suçlarında Soruşturma Usulü

Arama Puantajı:
407

Hukukçu Mehmet Antalyalı

1-)&nbsp;2802 sayılı Kanunun 94. maddesi Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçüstü hallerini düzenlemektedir. Bu durumda soruşturma genel hükümlere göre yapılır.Diğer yönden sanıklardan A.K hakkında suçüstü hükümlerine göre soruşturmaya gelince; 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18/1-b uyarınca yürürlükten kaldırılmıştır.5271 sayılı&nbsp;&nbsp;Ceza Muhakemesi Kanununda suçüstü hali 90 madde de düzenlenmiştir. >>>

Cumhuriyet Savcısının Hazırlık Evrakını İşlemsiz Bırakarak Görevini İhmal Etmesi

Arama Puantajı:
407

Hukukçu Mustafa Yıldız

5237 sayılı Yasanın 257. maddesinin birinci fıkrasında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle kişilerin mağduriyeti, kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız kazanç sağlaması ile oluşur. 765 sayılı Yasanın 230. maddesindeki suçun oluşumu için norma aykırı davranış yeterli iken; 5237 sayılı Yasanın 257. maddesindeki suçun oluşabilmesi için norma aykırı davranış yetmemekte; bu davranış nedeniyle, “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanması” gerekmektedir. 765 sayılı Yasanın 230. maddesinde tehlike suçu olarak düzenlenen bu suç, 5237 sayılı Yasada zarar suçu haline getirilmiş bulunmaktadır. >>>

Olağan Kanun Yolu ve Olağanüstü Kanun Yolu

Arama Puantajı:
407

Hukukçu Mustafa Yıldız

Yasa yararına bozma isteğinde yer alan diğer bozma nedenlerine gelince; Y.C.G.K.&rsquo;nun 13.6.2006 tarih ve 2006/151-157 sayılı kararında “……Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay&rsquo;ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay&rsquo;ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı “kabule göre bozma” yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır.” denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma başvurusunda yer verilen 5237 sayılı T.C.Y.&rsquo;nın 58. ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Hakkında Yasanın 108/2 maddeleriyle ilgili nedenlerin kabule göre bozmanın konusunu oluşturacağında kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda anılan bozma nedenlerinin esastan incelenmesi olanaklı değildir. >>>

Çek Karnelerini İade Etmemek Suçu Anayasaya Aykırı Değildir

Arama Puantajı:
405

Hukukçu Mehmet Antalyalı

style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonamaz"; maddenin gerekçesinde "...4 nolu protokol gereği sözleşmeden dolayı bir yükümlülük nedeniyle hiç kimsenin özgürlüğünden alıkonulamayacağı hükmü eklenmiştir. Sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı açıktır. Ancak, başlanğıçta yükümlülük altına girerken bu yükümlülüğü yerine getirmeyeceğini bilen kişilerin, söz konusu Anayasa kuralndan yararlanmaları olanaksızdır.<span style="font-size: small;">Bu nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.span>span>

>>>

Tehdit ve Şikayet Hakkkının Kullunılması

Arama Puantajı:
404

Hukukçu Mustafa Yıldız

5237 sayılı TCY&rsquo;nın 106. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı tehdit suçunun tanımında; “sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit” eyleminden söz edilmiş ise de, eylemin hukuka aykırılık öğesinin oluşması bakımından olayda hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması da zorunludur. TCY&rsquo;nın 26. maddesinde &lsquo;hakkını kullanan kişiye ceza verilmez&rsquo; hükmü yer almaktadır. Anayasanın 36. maddesinde ise, herkesin yargı mercileri önünde iddia ve savunmada bulunma hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca, gerçek kişiler veya resmi mercilerin hukuka aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle kişilerin şikayet hakları da hak arama özgürlüğü kapsamında bu madde içerisinde değerlendirilmektedir. Şikayet hakkının kullanılması, kişilerin veya kamu görevlilerinin yasaya uygun davranmadıkları iddiasıyla idare veya yargı makamlarınca denetlenmelerine olanak sağlamaktadır. Şikayet edilen kişinin suç işlediği için cezalandırılması veya kamu görevlisinin hukuka aykırı davranışı nedeniyle disiplin işlemine ya da yargılamaya tabi tutulması sair bir kötülüğe uğratılması anlamına gelebilecek ise de, yasal hakkın kullanılması nedeniyle kişi cezalandırılamaz. Şu halde, sanığın dilekçesiyle ilgili olarak işlem yapılmaması durumunda şikayet hakkını kullanacağı anlamındaki sözlerinin, hakkın kullanılması nedeniyle hukuka uygunluk nedenini oluşturacağı gözetilmeyerek yazılı olduğu gibi cezalandırılması hukuka aykırı görülmüştür. >>>

Davaya Katılma ve Şikayet Hakkının Bulunmaması

Arama Puantajı:
396

Hukukçu Mustafa Yıldız

Salt katılma isteminin koğuşturma sırasında Yerel Mahkemece karara bağlanmamış olması keyfiyeti, esasen davaya katılma hakkı bulunmayan mağdura hükmü temyiz etme hak ve yetkisi vermez >>>

Sanık Duruşmaya Katılma Hakkından Mahrum Edilmemelidir

Arama Puantajı:
395

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Somut olayda, 5320 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca Sulh Ceza Mahkemesince yapılmış olan sorgunun yeniden yapılmasına gerek bulunmamakta ise de; adil yargılanma ilkesi gereğince duruşmaya katılma hakkı bulunan sanığın duruşmadan haberdar edilmesi zorunluluğuna uyulmaksızın yargılamanın yokluğunda bitirilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, itirazın bu değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle 1412 sayılı CYUY&rsquo;nın 308/8. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına ve dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmelidir >>>

Davaya Katılma ve Şikayet

Arama Puantajı:
394

Hukukçu Mehmet Antalyalı

1-)Davaya katılmak için şikayetçi olmak gerekir.&nbsp; Şikayet yoksa veya yapılan şikayetten vazgeçilmiş ise,&nbsp; davaya katılma mümkün değildir >>>

İnşaat Ruhsatlarında Kazanılmiş Hak Durumu

Arama Puantajı:
392

Hukukçu Mehmet Sait Ersoy

3194 sayılı İmar Kanunu&rsquo;nun 21. maddesinde düzenlenen yapı (inşaat) ruhsatına dayanılarak yapılan binaların, daha sonraki hukuki gelişmelerden ne kadar etkileneceği konusu, bu inşaatları yapan malik ya da müteahhitler tarafından büyük önem arzetmektedir. >>>

Katılan Sıfatını Alabilecek Kişiye Tebligat Yapılmadan Hüküm Kesinleşmez

Arama Puantajı:
392

Hukukçu Mehmet Antalyalı

&nbsp; &nbsp; &nbsp;5271 sayılı CYY&rsquo;nın 238. maddesinin 2. fıkrası uyarınca şikayeti belirten ifade üzerine suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması zorunludur. Belirtilen zorunluluğa uyulmaması ise yasaya açık aykırılık oluşturacaktır. Yasa yollarına başvurunun genel koşullarını düzenleyen CYY&rsquo;nın 260. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi uyarınca “katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunanlar ” yasa yoluna başvuru hakkına sahip olup, bu hüküm uyarınca şikayetçi olduğunu bildirmesine karşın kendisine katılma hakkı hatırlatılmayan bu nedenle de davaya katılmayan müştekinin katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören sıfatıyla yasa yoluna başvurma hakkının bulunduğu kabul edilmelidir. >>>

Suça Teşebüs ve Hazırlık Hareketleri

Arama Puantajı:
391

Hukukçu Mustafa Yıldız

Sanık öldürmeye elverişli olduğu yönünde kuşku bulunmayan bıçakla ve öldürmek amacıyla mağdurun evine yönelmiş ise de, daha önceden evin önünde güvenlik önlemi alan kolluk güçlerince yakalanmış olup, yasanın benimsediği objektif teori esas alındığında, bu hareketler öldürme suçu yönünden ancak hazırlık hareketleri niteliğindedir. O ana kadarki hareketlerin, doğrudan doğruya icraya başlama ölçütü çerçevesinde icra hareketleri kapsamında kabulü olanaksızdır. Özel Dairece benimsenen sübjektif teori kabul edilerek, eylemin öldürmeye teşebbüs olarak nitelen¬dirilmesi, 5237 sayılı TCY’nın 35. maddesine açık aykırılık oluşturacağı gibi suçta ve cezada yasallık ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. >>>

Güveni Kötüye Kullanma Suçana Misaller

Arama Puantajı:
389

Hukukçu Mustafa Yıldız

Güveni Kötüye Kullanma Suçuyla ilgili misaller aşağıda verilmiştir >>>

Cezası Etelenen Kişye Uygulanacak Tedbirler Kanunuda Sınırlı Şekilde Sayılmıştır

Arama Puantajı:
387

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Denetim süresince yüklenilecek yükümlülük ise,<strong> 51. maddeninstrong> 4. fıkrasında, sınırlı bir şekilde sayılmış olup, mahiyetleri itibariyle birden fazla yükümlülük belirlenmesi mümkün bulunmadığı gibi bu yükümlülüklerin değiştirilmesi veya ilave yükümlülükler hükmedilmesi de mümkün değildir. Yerel mahkemece, meslek veya sanat sahibi olan sanığın, mümkün olduğunca bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, karar vermekle yetinilmesi gerekirken, bu yükümlülüğe ek olarak "veya bağımsız çalışmasına" ve "2 yıllık denetim süresi içerisinde alkol kullanmasının yasaklanmasına" karar verilmesi yasaya açıkça aykırılık oluşturmaktadır. >>>

Boşanma ve Manevi Tazminat

Arama Puantajı:
385

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Hal böyle olunca, yerel mahkemenin evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan ve tazminat gerektiren olaylarda davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yönündeki direnme kararı yerindedir >>>

Tehlikelinin Öngöülebilir Olması İlliyet Rabıtasını Keser

Arama Puantajı:
382

Hukukçu Mustafa Yıldız

Mağdurun &nbsp;olay günü arkadaşlarıyla geldiği basketbol sahasında oynayabileceği başka sağlam potalar varken, olağan dışı bir şekilde eğik duran ve yerle bağlantı noktasındaki asfalt kazılarak kullanılamayacak bir görüntüye kavuşturulan, bununla da yetinilmeyerek demir bir boruyla desteklenen ve devrilmeye elverişli bu durumu itibarıyla da asılmanın tehlikeliliğini her gözleyene açıkça gösteren potanın çemberine koşarak gelip asıldığı ve tümüyle kendi kusurlu hareketi sonucu potanın kendi üzerine düşmesine sebebiyet verdiği sabittir. Bu tür bir oluşta başkalarının müterafık kusurunun varlığını ve etkinliğini aramak ve ceza sorumluluğunu bu dağılımla belirlemek isabetli değildir. Ölenin bizatihi kendi kusurlu eylemiyle gerçekleşen bu olaydan dolayı sanığı cezaen sorumlu kabul etmek olanaksızdır. Bu itibarla, olay tarihinde S... Kaymak'ın ölümünden dolayı sanığın sorumlu olduğunu kabul ederek mahkumiyetine karar veren Yerel Mahkemenin direnme kararı isabetli olmadığından bozulmasına karar verilmelidir >>>

Cumhuriyet Savcısının Tevkife Sevk Etmemesi

Arama Puantajı:
380

Mustafa Yıldız Hukukçu

Mağdur Zümrit&rsquo;in geçici doktor raporundaki hayati tehlikeye dair ibareyi soruşturma evrakını incelediği sırada iş yoğunluğundan fark edemediğini ve olayın eşler arasında meydana gelmesi, şüphelinin eşi olan mağduru yaraladıktan sonra kendisini de bıçakla hayati tehlike geçirecek şekilde yaralaması, bu psikolojik durumu nedeniyle intihar etme ihtimalinin bulunması ve olayın gerçekleşme şekline göre cezai ehliyeti konusunda kuşkunun bulunması hususlarını birlikte değerlendirerek şüpheliyi tutuklamaya sevk etmediğini savunan ve tutuklamaya sevk etme hususunda da yukarıda açıklandığı üzere mutlak zorunluluğu bulunmayan sanığın eyleminde, 5237 sayılı TCY&rsquo;nın 257. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır. (CGK 16.12.2008 tarihli ve Esas No:2008/4.MD-225&nbsp; Karar No:2008/231 künyeli içtihadı) >>>

Meşru Müdafaa ve Meşru Müdafaada Sınrın Aşılması

Arama Puantajı:
377

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Yasa koyucu tarafından sadece yasal savunmaya ilişkin olarak kabul edilen ve anılan maddenin 2. fıkrasında düzenlenen mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelen nedenlerle sınırın aşılmasının olayda uygulanmasının söz konusu olup olamayacağına gelince; uzun yıllardır yaygın terör olaylarının yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Siirt İlinde gerçekleşen yargılama konusu olayda sanığın ve yanında bulunan iki jandarma erinin maruz kaldığı ve ölüme yönelik sözlerle de desteklenen fiili saldırının ağırlığı, uyarılara karşın ısrarla ve artarak devam etmesi ile bölgenin özellikleri bir bütün olarak göz önüne alındığında yasal savunmada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş ile aşıldığının kabulü zorunludur. Sanığın yaşanılan olayın etkisiyle içine düştüğü psikolojik hal nedeniyle heyecanlanması, paniğe kapılması ve hatta korkması bunun sonucunda da yasal savunma sınırını aşması beklenebilecek bir durum olup, somut olayda Türk Ceza Kanunu'nun &nbsp;27. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma koşulları gerçekleşmiştir >>>

Meşhut Suç Halinde Faili Yakalama, İzleme Mümkündür

Arama Puantajı:
377

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Meşhud&nbsp;&nbsp;&nbsp; suçtan&nbsp;&nbsp; ötürü&nbsp;&nbsp; faili&nbsp;&nbsp; izleme,&nbsp;&nbsp;&nbsp; onu&nbsp;&nbsp; akalamaya,&nbsp;&nbsp;&nbsp; yakalanmasını kolaylaştırmaya veya mümkün kılmaya&nbsp;güvence altına almaya yönelik tüm tedbirleri kapsar. Bu açıdan, izleyenin izlemeye hazırlanması, yardımcı güç veya araç bulması soz konusu olabilir. Faili mutlaka görup duyarak izleme şart değildir&nbsp;(Lentel-Zafer, age, sh.330-331) >>>

Arazi ve Arsa Düzenlenmesinde Karşılaşılan Sorunlar

Arama Puantajı:
374

Hukukçu Mehmet Sait Ersoy

style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Bugün itibariyle arazi ve arsa düzenlemeleri uygulamalarında tam bir birlik sağlanamamıştır. Bunun da gerçek nedeni belediyelerin imar uygulamalarında kendilerine fazla parsel çıkarma amacını taşımalarıdır. Oysa imar uygulamalarının gerçek amacı ise imara uygun konut alanı elde etmektir. İmar uygulamalarında bir taraftan imara uygun konut alanları oluşturulurken, diğer taraftan da düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha,pazar yeri, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlere ait alanlar için gerekli olan araziler elde edilmektedir. Biz de bu çalışmada imar uygulamasıyla ilgili olarak genel bir bilgi sunduktan sonra imar uygulamalarının hukuka aykırılık nedenlerini belirteceğiz.span>

>>>

Savunmada Menfaat Zıtlığı

Arama Puantajı:
373

Hukukçu Mustafa Yıldız

1-)Menfaat zıtlığını dar anlamda yorumlamamak gerekir. Burada, önemli olan, savunmanın hiçbir şekilde zafiyete uğramamasıdır. Nitekim öğretide de aynı görüş benimsenmiş, şüpheli veya sanıklardan birisinin savunulması ancak diğer sanığın suçlanmasıyla sağlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığını ve müdafilerinin değişik kişiler olması gerektiği belirtilmiştir. (Prof. Dr. Nur Centel &ndash; Doç. Dr. Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 6. Bası sh. 170) >>>

Hapisten Çevrilen Adli Para Cezalarının İnfazı

Arama Puantajı:
373

Hukukçu İsa Atalay

5739 sayılı kanun 01.03.2008 tarihinde Resmi Gazetenin 26803 sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla birlikte hapisten çevrilen Adli Para Cezalarının infazında değişiklik yapılmış ve uygulamada Adli Para Cezalarının infazında birlik getirilmiştir. Önceden kısa süreli hapisten çevrilen adli para cezalarının infazında, para cezası ödeme emrinin hükümlüye tebliği üzerine, 30 günlük yasal sürede hükümlünün para cezasını ödememesi halinde, ilgili mahkemesinden hapse çevrilmesi için karar isteniyordu, mahkemenin hapse çevirme kararı üzerine hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılıyor, hükümlü yakalanınca para cezasının tamamını da ödemek istese de kanunen kabul edilmiyor, mutlaka hapis olarak cezası (1/3 indirim) şartla tahliye uygulanarak infaz ediliyordu. >>>

Hakaret Suçlarının Tasnifi

Arama Puantajı:
371

Hukukçu Mustafa Yılıdz

Hakaret suçu, hakaretin vicahi, gıyapta, iletişim araçlarıyla yapılıp yapılmadığı, alenen, kamu görevlisine görevinden dolayı, inançlarından dolayı ve kurul halinde çalışan kişilere yapılan hakaret olmak üzere çeşitli şekillerde tasnif edilebilir. >>>

Yapsan İnşaat Reklamı Yapsan İnşaat Reklamı
Bu sayfa 0.7879 saniyede oluşturuldu ve saniyede yüklendi