Online-Hukuk.Org
Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Suç İşleme Kastı AranırOkunma: ay:601 toplam:997 1-)Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için, sanıkta zarar vermek bilinci ve iradesinin olması gerekir. Sanığın, mağdur veya müştekinin rızası dahilinde onun imzasını taklit etmesi halinde zarar vermek bilinci yoktur.Bu durumda resmi belge sahtecilik suçun manevi unsuru oluşmaz.. 2-) Mağdurun veya müştekinin rızası fiil işlenmeden önce olmalıdır. Sonra verilen rıza suçu ortadan kaldırmaz.Sanık Azman müdafii ile katılan vekilinin bu sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizlerine gelince.Belgelerde sahtekarlık suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmektedir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek belge düzenlenmesinde, durumu bilen mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura her hangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Ancak mağdurun rızasının, fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. 3-)Belgede sahtecilik karşı tarafın rızası ile işlenmesi halinde kasıt bulunmayabilir.Burada belgeden maksat, özel belge veya resmi belge olarak kabul edilen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 211. maddesinde tahdit edilen belgeler. Kamu görevlisi tarafından tanzim edilen resmi belgede önceden rıza gösterme söz konusu değidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.1993 -271/350 künyeli kararına göre, senetler üzerindeki değişiklik, borçlunun rızası ile yapıldı takdirde, sahtecilik suçu oluşmayacağına dair karar vermiştir. Sanığın, önceden mevcut rızaya istinaden annesi adına imzalamasında, suç kastı bulunmamaktadır.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 -80/92 künyeli Kararı)Özel belge olmakla birlikte olmakla birlikte yasal olarak resmi belgeye eşit sayılan belgelerde yapılan sahtecikte,mağdurun rızası failin kastını kaldırmakta ve zarar verme bilinci ile hareket edilmediğini kabul etmektedir.Ancak mağdurun rızası sahtecilik fiilinden önce açılanmalıdır.Sahtecilik yapıldığından sonra rıza gösterilmesi ya da icazet verilmesi suçun meydana gelmesini etkilemez.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.1999 -302/313 künyeli Kararı) 4-)Sanık aşamalarda savunmasında, şikâyetçi ile tanıştığının zaman zaman aralarındaki anlaşma uyarınca onun imzasını taklit ederek hatır bonosu tanzim ettiğini belirtmesi ve şikâyetçi de bunu doğrulamış olması karşında; sahtecilik suçlarının hukuki konusu, kamu güveni olup ve bu güvenin sahtecilik bilinci ve iradesi ile ihlâl edileceği, müştekinin yetki vermesi karşısında bu ihlâlin olmayacağı düşünülmeden hükümlülük kararı verilmesi( 4.CD.25.04.1985-839/3407) 5-)Sanık çelik'in, Sanık Genç'e ait suça konu iki adet çek yaprağını, Nihat'ın borcuna karşılık olarak, isteği üzerine düzenleyip, yerine kendi imzasını da atarak, müştekiye vermesi fiillerde; suç işleme kastının bulunmadığı gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi ( 6.CD.11.10.2005-19433/8956) 6-)Sanığın beş seneden beri müşteki şirkete aynı şekilde çek düzenleyip verdiğinin anlaşılmasına göre, suç kastının bulunmadığını kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.( 11.CD.23.05.2005-1239/4577 künyeli kararı ) 7-)Sanığın suça konu senetleri kendi imzası ile düzenlemiş olması karşısında, daha öncede borçlu babası adına bu şekilde tanzim edilen belge olup olmadığı, katılan şirket ile ticari ilişki içinde bulunup bulunmadığı, gerektiğinde şirket kayıtları ve bu konuda sanığın kardeşi Murat Konuksever de dinlendikten sonra sonucuna göre tüm kayıtlar bir bütün olarak değerlendirdikten sonra karar verilmesi gerekirken eksik soruştuma ile karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.( ( 6.CD.19.04.2006-3268/3983) 7-)Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80-98 sayılı kararında ayrıntılı biçinde açıklandığı üzere, sahtecilik suçlarında mağdururn rızası hukuka uygunluk nedeni sayılmasa da, failin belgedeki sahtecilik kastına etki yapmaktadır.Belgede sahtecilik suçlarında kasıt, genel kasıttır ayrıca hususi kasıt aranmaz. Ancak, genel kasıttan amaç, zarar vermek biliç ve iradesidir. 8-)Şirketi temsile yetksi olmayan sanıkların, şirketi temsile yetkili babalarının şifahi iznine istinaden, babalarının imzalarını taklit etmek suretiyle, tanzim ettikleri çekleri öteden beri ticari ilişkide bulundukları müştekiye vermişler, başlangıçta ödeyemedikleri çeklerin bir kısmını bilahare ödemeleri fillerinde suç kastı bulunmamaktadır. Sanıklar zarar verme biliç kastı ve iradesiyle hareket etmemişlerdir.( CGK. 19.04.2005 tarih ve 6-59/107 sayılı kararı) 9-)İ. Dershanesi yetkilileri olan sanıkların, katılanın borçlu olarak göründüğü sahte senedi kullandıkları iddiasından ibaret olayda, sanıkların savunmaları, tanık Sarı’nın yeminli beyanı, dershane vekilinin açıklamaları ve dosya kapsamına göre, katılanın oğlunun kaydının, o tarihte dershane yetkilisi olan ve 21.01.2003 tarihinde vefat ettiği bildirilen Fahrettin tarafından yapıldığı, suça konu senedi de Fahrettin’in düzenlediği, senede borçlu olarak katılanın ismi yazıldığı, tanık Nihat’ın ise, kefil olarak ismi yazılmadığı halde senedi imzaladığı, dershane ücretinin ödenmemesi üzerine, suça konu senedin dershane müdürü ve muhasebecisi olan sanıklar tarafından, ödenmeyen diğer senetlerle birlikte dershanenin avukatına gönderildiği ve 14.03.2003 tarihinde (Fahrettin’in vefatından sonra) takibe konulduğu, senedi kefil olarak imzaladığını belirten ancak kefil bölümünde ismi bulunmayan ve bilirkişi raporuna göre borçluya atfen atılan imzanın kendisine ait olduğu tespit olunan tanık Nihat Sarı’nın, senet borcunu haricen ödediğinin anlaşılması karşısında, Fahrettin'in vefatından önce düzenlendiği senetteki imzanın katılana ait olmadığını bildiklerine ve suç kastıyla hareket ettiklerine ilişkin savunmalarının aksini kanıtlayan herhangi bir delil elde edilemeyen sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,(11. CD 28.01.2008 tarihli ve Esas No:2006/868 Karar No: 2008/272 sayılı içtihadı)
|