Online-Hukuk.Org

Mesken Müştemilatı Kavramı

Okunma: ay:114 toplam:2842

1-)Mesken masuniyetini ihlal(Violation of the immunity of Residence) suçunda bir yerin müştemilat(its associated buildings) olup olmadığını tespit için işlev itibariyle işyerini(Work-place) veya meskeni fonksiyon  tamamlaması ve izinsiz girildiğinde sahibinin rahatsız olduğu ve huzurunun ihlal edildiği mekandır.  Boş konut mesken olmadığı  gibi, konut olmayan bir mağara yerine göre mesken olabilir.

2-)Mesken müştemilatı:Eklenti yani müştemilat işlev olarak, mesken veya iş yerini tamamlayan ve izinsiz olarak girildiğinde sahibinin rahatsız olduğu yerledir.

3-)Evin damı meskenin eklentisidir.İzinsiz olarak evin damına çıkılması halinde mesken masuniyetini ihlal(Violation of the immunity of Residence) suçu oluşur.Bir kişinin intihar etmek için, başkasının damına çıkması halinde, mesken masuniyetini ihlal suçundan işlem yapmak gerekir

3-)Evin   balkonu  izinsiz olarak girilmesi halinde mesken masuniyetini ihlal suçu oluşur.Geceleyin kalınmakta olan evin balkonuna izinsiz olarak girip uyumak ya da polisten kaçmak amacı ile  balkonuna girip saklanılması halinde mesken masuniyetini ihlal suçu oluşur.

4-)Evin bahçesi, mücerret olarak müştemilat demek değildir.Bahçeye izinsiz girilmeyeceğine dair çit, kapı, ip, tel gibi irade ifade eden bir belirti  veya emare varsa bu durumda mesken masuniyetini ihlal suçu oluşur.Ancak çoğu zaman izinsiz girilip girilmeyeceğine dair yukarıda da belirtildiği gibi maddi bir emarenin bulunup bulunmadığını tespit etmek zor olduğundan keşif yapılması, olay yerinin krokisinin çizilmesi ya da fotoğraf çekilmesi gerekir.Bahçe kapısı zorlanarak içeri girilmiş ise zorlamadam mütevellit iz, emare ve boya çizilmesi, kırılma gibi belirtilerin de fotoğrafla tespit edilmesi gerekir.

5-)Yukarıda yaptığımız açıklamalar taraça için de geçerlidir.Kapısı bulunmayan avlu veya bahçe ya da kapısı bulunmakla birlikte ittirmekle hemen açılan yerler müştemilat sayılmaz.Yola açılan kapı önü, herkesin girmesine açık avlu müştemilat sayılmaz.

6-)Eklentiye girmekle kişinin huzur ve sükünunun bozulup bozulmadığını tespit için, girenin amacı, davranışları, olayın akışı içinde ihlal ettiği hukuksal yarar ve korunması gereken çıkar gözönüne alınarak tespit edilmelidir.(CGK. 21.06.1993, 4-155/184)

7-)Müştekinin izni olmadan ve meşru olmayan bir amaçla mesken veya işyerinin eklentilerine giren kişi mesken masuniyetini ihlal etmiş olur.

8-)Şikayetcinin izni olmadan ve apartmana giren ve dairenin kapısını yumruklayan ya da tekmeleyen kişi mesken masuniyetini ihlal etmiş olur. Kapı tekmelenirken zarar verilmiş ise, nası ızrar suçundan da işlem yapmak gerekir.

9-)Hırsızlık ya da dolandırıclık amacı ile apartmana girip daire kapısını çaldıktan sonra kimse çıkmayınca dairenin giriş kapısını açmaya çalışan kişiler yönünden mesken masuniyetini ihlal suçu tekemmül etmiştir.Hırsızlık suçu teşebbüs safhasında kalmıştır.

10-)Geceleyin sarhoş bir şekilde etrafı duvarla çevrili müştekiye ait bahçeye elinde bıçakla girilmesi halinde mesken masuniyetini ihlal suçu tamamlanır.

11-)Müştekinin evinin avlusuna girmek suretiyle, müştekiyle kavga edilmesi halinde mesken masuniyetini ihlal suçu oluşur.

12-)Duvarla çevrili eve bitişik nitelikteki bina vasfındaki ahır müştemilatı(İts associated buldings) sayılr.Ön tarafı başkasının girmesine izin verilmediğini gösterecek şekilde eski bir bezle kapatılan ve eve bitişik nitelikteki samanlık müştemilat sayılır

13-) Apartman dışından gelen  ve kinci kattaki evin giriş kapısı içinde bulunan ayakkabılığa kadar çıkma halinde mesken masuniyetini ihlal  suçu tekemmül etmiştir.(2.CD.4.5.2006,9636/9184)

14-)Müştekinin bahçe kapısını tekme ile kırılması halinde, mesken masumiyetini ihlal suçu oluşur.Ancak, cebir kişilere karşı işlenmediğinden teşdit sebebi uygulanamaz.Ayrıca nası ızrar suçu yönünden de işlem yapılması gerekir. 

15-)Sanığın müştekiye ait kısmen çevrili kapısı bulunmayan bahçeye girmesi fiili, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak mesken müştemilatı olarak kabulü ile cezalandırılması bozmayı gerektirmiştir(06.02.2006 tarih ve 1552/2899)

16-)Gayri meşru bir amaçla bahçe duvarı ile çevrili demir kapsı bulunan bahçeye giren ve evin kapısını çalınması halinde mesken masuniyetini ihlal suçu oluşur. 

 

17-)Yargıtya Ceza Genel Kurlunun  11.03.1991 tarih ve 25-67 sayılı Kararında belirttiği gibi konut  ve benzeri yapıların  kullanış amaçlarından herhangi birini  tamamlayan  diğer yapılar  veya yerleri,  diğer bir anlatımla, girilmesi meskende oturma hakkına sahip kişilerin huzur ve  güvenliğini bozabilecek ek yapılar veya yerleri ifade eder.

18-)Apartman merivenleri meskenin eklentisi(It is  associated buildings) kapsamındadır. Apartmanda kalmayan oraya dışarıdan giren kişiler için, eklenti kapsamındadır. Aynı apartmanda  kalan kişi açısından eklenti sayılaz.Aynı apartmanda kalan birinin, hakaret etamek için merdivenle bir kat  yukarı çıkması halinde mesken masuniyetini ihlâl suçunu  işlemiş olmaz.Apartmanda kalmayan, dışardan giren bir kişinin apartmanın merdivenine, cümle kapısından  girdikten sonra mesken masuniyetini ihal suçu işlemiştir.

19-) 5237 sayılı Türk  Ceza  Kanunu'nun  116/1. maddesinde;  mesken veya eklentileri  (veya müştemilatı) dendiği halde,  mezkur Kanunun 149/d maddesinde sadece meskeni yani konutu tabiri kullanılmaktadır. Dolayısı bu konuda bir birlik bulunmamaktdır. 

20-)Yol kenarında bulunan etrafı açık avlu, meskenin müştemilatı sayılmaz( 10.CD.  10.06.1997 6912/7059  künyeli kararı)

21-) Etrafı çevrili olmayan  yer  müştemilat sayılmaz. Sanığın girdiği yerin doğu hudunun  tamamen açık ayrıca yol ile irtibatı olan kapı da bulunmaığından , rıza hilafına girilse bile  müştemilat sayılmaz.

22-)İki tarafı açık bahçe müştemilat olmaz.İKi tarafı açık bahçe, konu eklentisi(It is associated buildings)

23-)Etrafı çevrili olmayan yerde bulunan  hela, evin müştemilatı(It is associated buildings) olarak kabul edilmez.

24-)Mutfak balkonu müştemilat sayılır. Mutfak balkonuna giren sanığın fiili, mesken masuniyetini ihlal suçunu oluşturur.

25-)Evin bitişiğinde ulunan hayvan damı, ev ile bir bağlantısı yoksa,  meskenin müştemilatı sayılmaz.Hayvan damının ev ile bitişiği olup olmadığını tespit edip ondan sonra değerlendirme yapmak gerekir.

26-)Müşterek Müştemilat. Ceza Genel Kurulunun  27.01.1969 tarihli ve 542/31 sayılı içtihadına göre, 'Apartman  cümle kapısından sonraki koridorlar,  katlara girilen kapıların ön kısımları  o katlarda oturanların  müşterek müştemilatındadır.Bu kısımlara mahsus  kötü bir kasıtla giren  kimse  apartman sahiplerinin hürriyetini  masumiyetini  bozmuş  ve diğer deyimle taruz etmiş demektir.Nitekim, Türk Ceza Kanunu'nun 193. maddesi hürriyet aleyhine işlenen  işlenen cürümler kapsamına dahildir.Apartmanın cümle kapısının açık olması demek, apartmanın bahse konu mahallerinin  umumi bir mahal veya çıkmaz sokak  sayılmasını gerektirmez'' denmektedir.

27-)Bir çatı altında bulunan bölümler, konutum müştemilatıdır( CGK. 12.03.1973 tarihli ve  28/215 sayılı içtihadı)

      Sanığın apartmanın 3. katının merdiven boşluğunda gerçekleştirdiği yağma eyleminde, suçun sübutu konusunda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bir uyuşmazlık bulunmayıp, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, apartmanın 3. katının merdivenlerinde gerçekleştirilen yağma suçunun, konutta yağma suçunu yaptırıma bağlayan 5237 sayılı TCY’nın 149/1-d bendi kapsamında mı, yoksa basit yağma suçunu yaptırıma bağlayan 148. maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
    Yağma suçları 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nda Özel Hükümler Kitabında, Kişilere Karşı Suçlara ilişkin ikinci kısmın malvarlığına karşı suçlar başlıklı onuncu bölümünde 148 ila 150. maddelerinde  düzenlenmiştir.
Yasanın 148. maddenin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında ise cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddede ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma ile yağmada değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
   Yağmanın temel şekli, 5237 sayılı Yasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında tanımlamıştır.
5237 sayılı Yasanın 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
 Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle almaktır. Bu itibarla “zor yoluyla hırsızlık” bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek, şeklinde de tanımlanmıştır.
765 sayılı TCY’nda “gasp” olarak tanımlanan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Yani cebri hırsızlıktır. Şu hale göre yağma; bir kimsenin menkul malını cebir, tehdit kullanarak almaktır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara malik olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Failin malı almak için mağdura karşı cebir veya tehdit kullanması yağma suçunu hırsızlıktan ayırır.
Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suçtur. Bu itibarla, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan, kişi özgürlüğü, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Yağma suçu birden çok suçun bir araya gelmesiyle oluşmuş olsa da, onlardan ayrı ve bağımsız bir suçtur. Bu nedenle hırsızlık suçu için öngörülen suçu etkileyen nedenler yağma suçunda uygulama alanı bulmayacağı gibi, iki farklı suç olmaları nedeniyle yağma ve hırsızlık suçları arasında zincirleme suç ilişkisinden de bahsedilemez.
Yağma suçunun nitelikli halleri ise, 5237 sayılı TCY’nın 149/1. fıkrasında 8 bent halinde düzenlenerek faili hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Aynı fıkra içinde yer alan nitelikli hallerin bir kaçının somut olayda gerçekleşmesi halinde de fail hakkında 149. madde bir kez uygulanacağından, bu durum 5237 sayılı TCY’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın tayini aşamasında, cezanın asgari haddin üzerinde tayini suretiyle değerlendirilmelidir.
5237 sayılı Yasanın 149/1-d bendinde, yağma suçunun yol kesmek ya da konut veya işyerinde işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu hallerin nitelikli hal sayılmasının nedeni, kişilerin aynı zamanda seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, konut veya işyeri dokunulmazlığının ihlal edilmiş olmasıdır.
Anılan düzenlemenin kısmi karşılığı 765 sayılı Yasanın 497. maddesinin 2.  fıkrasının 1. cümlesindeki yol kesmek suretiyle yağma suçunun işlenmesidir. Yağma suçunun konut veya işyerinde işlenmesinin karşılığı 765 sayılı Yasada bulunmamaktadır. Yasa koyucu, konut veya işyerine girilerek yağma suçunun işlenmesi halinde, yeni bir bileşik suç yaratmıştır. Bu durumun nitelikli hal sayılmasının nedeni, özel kullanıma tahsis edilen yerlerin huzur ve güvenliğinin ihlal edilmesidir.
Bu nitelikli halin gerçekleşebilmesi için, yağma suçunun mağdurun bulunduğu konut veya işyerinde işlenmesi, yani yağma suçunun araç hareketlerinden olan cebir veya tehdidin veya malın alınması unsurundan birinin konut veya işyerinde gerçekleştirilmiş olması yeterlidir.
Yağma suçunun konut veya işyerinde işlenmesi nitelikli hal sayıldığından, bileşik suç hükümleri uyarınca faile ayrıca “konut veya işyeri dokunulmazlığının ihlali” suçundan dolayı ceza verilmesi mümkün değildir.
Suçun işlendiği konut veya işyeri mağdura ait olabileceği gibi, sanığa veya üçüncü bir kişiye de ait olabilir. Bentte mağdurun konut veya işyerinden bahsedilmediğinden, suçun konut veya işyeri niteliğine sahip bir yerde işlenmesi bu nitelikli halin uygulanması için yeterlidir.
Madde metninde, sadece konut veya işyerinden bahsedilip, bunların eklentilerine yer verilmemiş olması nedeniyle, eklentilerde işlenen yağma suçları bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilebilecek mi, bu sorunun çözümünde sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için, konut ve eklenti kavramlarının açıklanması ve yasa koyucunun bu kavramlara yer verdiği suç tiplerinin incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Yargıtay CGK’nun 11.03.1991 gün 25-67 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; "konut, devamlı veya geçici olarak kişilerin yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerleri,
Eklenti ise, konut veya benzeri yapıların kullanış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerleri, diğer bir anlatımla girilmesi konutta oturma hakkına sahip kimselerin huzur ve güvenliğini bozabilecek ek yapılar veya yerleri ifade eder.
Gerek yargısal kararlarda, gerekse öğretide bu tanımlarda bir birliktelik mevcut olup, yine konut ve eklenti kavramlarının birbirinden tamamen farklı oldukları yönünde de görüş birliği mevcuttur.
Yasa koyucu da bu farklılığa işaretle; 5237 sayılı TCY'nın birçok maddelerinde "bina", "konut", "bina ve eklentileri","konut ve eklentileri" kavramlarına yer vermiştir.
Örneğin;
Eğitim ve öğretimin engellemesi suçunu düzenleyen 112. maddenin 1. fıkrasının (b) bendi ile nitelikli hırsızlık suçunu düzenleyen 142. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde "bina ve eklenti" konut dokunulmazlığının ihlali suçunu düzenleyen 116. maddesinde ise "konut ve eklenti" kavramlarına yer vermiş, aynı şekilde 153 ve 154. maddelerde de eklenti, 149, 167, 232 ve 245. maddelerde ise yalnızca “konut” ibaresini kullanmıştır.
Görüldüğü gibi, Yasa Koyucu, 5237 sayılı TCY'nın farklı maddelerinde, suçla korunan hukuki değeri dikkate almak suretiyle anılan kavramların bazen birisine, bazen de ikisine birlikte yer vermiş, eklentide işlenen suçları da yaptırıma bağlamayı düşündüğü ahvalde kanunilik ilkesinin gereği olarak açıkça eklenti ibaresine de yer vermiştir.
Nitelikli yağma suçunu yaptırıma bağlayan, 5237 sayılı TCY'nın 149. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendinde "Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde" ibaresine yer verilip ayrıca "eklentiden" bahsedilmemesi nedeniyle, suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen 5237 sayılı TCY’nın 2. maddesinin 3. fıkrasındaki; “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü uyarınca, konut eklentisi sayılan, apartman merdiveninde gerçekleştirilen yağma suçunun, 5237 sayılı Yasanın 149/1-d bendi kapsamında kabulü olanaklı değildir.  Konut ve eklentisinin farklı kavramlar olduğu göz ardı edilerek, eklentide gerçekleştirilen yağma suçlarının da, nitelikli yağma olarak kabulü, Yasa Koyucunun amacını aşan ve kıyasa yol açacak bir yorum olacaktır.
Nitekim öğretide de; eklenti kavramına, nitelikli yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCY'nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer verilmemiş olmasının eksiklik olduğu, ancak,  konut ve işyerinin eklentilerine girilerek yağma suçunun işlenmesi halinin, yasada nitelikli hal olarak öngörülmemesi nedeniyle, yasallık ilkesinin sonucu olarak fiilin eklenti içinde işlenmiş olması durumunda, bu ağırlatıcı sebebin uygulanamayacağı belirtilmek suretiyle bu düşünce doğrulanmıştır. (Doç.Dr. Veli Özer Özbek, Yeni TCK'nun Anlamı, Cilt 2., sh. 353; Centel/Zafer/Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt l., sh.1056-1057.; Tezcan, /Erdem/Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 5. Bası, sh.527.)
Büyük şehirlerde yağma suçlarının genellikle, apartman içlerinde merdiven boşluklarında işlendiğinden hareketle, yasa koyucunun vermediği bir yetkinin kullanılması yasallık ilkesine açık aykırılık oluşturacaktır. Kaldı ki; eklentilerde gerçekleştirilen yağma suçlarının, basit yağma ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturduğunun kabulü ile iki ayrı suçtan hüküm kurmak olanaklı olduğu gibi, 5237 sayılı Yasanın 61. maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek, suçun işlendiği yer dikkate alınmak suretiyle asgari hadden uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesi suretiyle de daha adil bir çözüme ulaşılması her zaman mümkündür.
Bu itibarla apartman merdivenlerinde gerçekleştirilen yağma suçunu 5237 sayılı Yasanın 148/1. madde kapsamında değerlendiren yerel mahkeme kararı suç niteliğinin belirlenmesi yönünden isabetlidir. Ancak, sanığın kendi altsoyu üzerinde 5237 sayılı Yasanın 53/1. fıkrasının (c) bendindeki haktan şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken,  (c) bendindeki haktan şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi hukuka aykırı ise de yeniden yargılama gerektirmeyen bu aykırılığın 1412 sayılı CYUY’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sair yönleri isabetli bulunan direnme hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyesi Şerafettin İste;
“TCK. 148/1 de basit yağma suçu tanımlanmıştır. Nitelikli yağma-başlıklı TCK. 149/1-d maddesinde ise “ Yağma suçunun …konutta….işlenmesi hali düzenlenmiştir.
Acaba Apartmanın 3. kat merdiveni-konut- mudur
-Konut Dokunulmazlığının ihlali- Başlıklı TCK. nun 116/1 maddesinde “ Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan – kişi…” denilmektedir.   
TCK. 116 da “konut ve eklentileri”  denilmesi ve TCK. 149/1-d maddesinde ise sadece “konut” kelimesi bulunup “eklenti” kelimesi bulunmadığına göre, örneğin bu suç mağdurenin ikametgah olarak kullandığı çadırında veya deniz kenarında yapılmış, sadece yaz mevsiminde ikametgah olarak kullanılan tahtadan yapılı barakada yada sabitlenmiş karavan da işlense idi, 149/1-d maddesinde (çadır, baraka, karavan vesair) gibi kelimeler bulunmadığından, gerçekte “konut” olarak kullanılan bu yerler “konut”  olarak sayılmayacak mı idi.
116. maddede “eklenti” kelimesi bulunduğundan, bu madde uygulamasında nasıl ki bu tip yerleri konut kabul ediyorsak, 149/1-d maddesinin uygulanmasında da “konut” olarak saymak, kıyas yapmak anlamına gelmez.
Bu yerleri de “konut” saymak, -kıyas- değil, GENİŞLETİCİ YORUM  dur.
5237 sayılı TCK. nun 2/3 maddesine göre “kıyas ve kıyasa yol olacak, geniş yorum” yasaklanmıştır.
Kıyasa yol açmayan genişletici yorum yapılabilir.
Genişletici yorum, yasada kullanılan sözcüklerin yasa koyucunun amacından daha dar olması halinde başvurulacak bir yorum şeklidir. Yasada konut denirken sadece içinde oturulan evler kastedilmeyip iş yerleri, diğer binalar, çadır, karavan v.s. kastedilmiştir.
Kıyasta benzetme ile yasal boşluk doldurulmaktadır. Genişletici Yorumda ise var olan bir hükümden yola çıkılarak yasa koyucunun iradesi saptanmaktadır.
Aksi taktirde (yaylada veya deniz kenarında bulunan ve ev gibi kullanılan, iki veya üç bölmeli olan çadıra dahi girilmesi suç teşkil etmeyecektir.  Çünkü TCK. 116. maddesinde konut ve eklenti ile iş yeri ve eklentisinden bahsedilmiş, çadırdan söz edilmemiştir. Çadırın konut olarak kabulü genişletici yorumdur ve TCK. 2. maddesi gereğince bu mümkün değildir. Çünkü sanık aleyhinedir. O halde çadır, karavan v.b.gibi yerlere girmek suç değildir) sonucuna ulaşılır.
Bu durum ise kabul edilemez bir sonuçtur. Bu itibarla TCK. 2/3. maddede yer alan “kıyasa yol açacak geniş yorum” yasağı sadece, yasa koyucunun gerçek iradesinin benzetme yapılarak bulunması şeklinde anlaşılmalıdır. (Bkz. 5237 sayılı Yasa kapsamında Ceza Hukuku Genel Hükümleri Sedat BAKICI- Ankara 2008-sf 20)
Yine, 149/1-d maddesindeki suç yağma suçunun nitelikli hali olmasa idi, TCK. 116 daki konut dokunulmazlığını bozma suçundan nasıl ki cezalandırılacaksa, bu olayda da 149/1-d maddesinin unsurları oluşmuştur. Çoğunluğun kabulüne göre, sanığa ayrıca 116. maddesinden de ceza verilebilir.
Açıkladığım nedenlerle olayda TCK. 149/1-d maddesinin değil de 148/1. maddesinin uygulanması gerekir şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmadığı” görüşüyle,
Kurul Üyelerinden Sevim Çetin ve Rıza Şahin ise;
“Mal varlığına karşı işlenen suçlar 5237 sayılı TCK.nun 2.kısmı 10. bölümünde düzenlenmiştir.
Bir başkasının, kendisinin veya yakının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına bir saldırı gerçekleştirileceğinden mal varlığı itibariyle zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir teslime veya malının alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi bir yağma suçunu oluşturur.
Yağma suçu cebir, tehdit ile malın alınması veya teslime zorlanmasıdır. İcrai hareketlerle işlenebilir bir suç olup, birleşik suçtur.
5237  TCK.nun 148. maddesinde yağma suçunun temel şekli,
5237 TCK.nun 149.  maddesinde ise yağmanın nitelikli halleri ve ağırlaştırıcı sebeplerine yer verilmiştir.
Yağmanın konut veya işyerinde işlenmesi ilk kez 5237 sayılı TCK.nun 149/1-d maddesinde nitelikli hal olarak gösterilmiştir.
Medeni Kanun 19. maddesinde (ikametgah) yerleşim yerinin bir tanımı yapılmasına karşın; 5237 sayılı TCK.nun da (konutun) yasal bir tarifine yer verilmemiştir.
5237 sayılı TCK.nun 116. maddesinin 1. fıkrasına “bir kimsenin konutuna, konutunun eklentisine rızasına aykırı olarak giren veya rızası ile girdikten sonra çıkmayan kişinin mağdurun şikayeti üzerine…. hapis cezası ile cezalandırılır” yasa normu ile konut dokunulmazlığını bozma suçunu düzenlenmiştir.
Ceza kanunda konut dokunulmazlığının bozulması suçu ile korunmak istenen, bir kimsenin maddi ve manevi menfaatlerini topladığı yerleşmek amacıyla oturduğu maddi bir alan veya başka bir deyişle mülkiyet hakkı, oturulan yer üzerindeki kullanma (tasarruf) hakkını değil kişinin özgürlüğü ve rahatıdır. Yani korunmak istenen bireyin özgürlüğü ve rahatıdır.
Konut ise kişilerin bireysel veya toplu olarak yasal bir şekilde devamlı veya geçici olarak eğleştiği, yaşamsal faaliyetlerini kısmen veya tamamen özgürce yerine getirip, kişisel hürriyet ve güvenini korumak için kontrol ve denetim hakkını kullanabildiği, kullanımına açıkça tahsis edildiği anlaşılan yer olarak açıklayabiliriz.
Bireyin özel yaşamını sürdürdüğü alanlar kentleşme ile değişime girmiş, günümüz sosyal olgusunda da çeşitlilik kazanmıştır.
Bunlardan en çarpıcısı apartman tipi yapılaşmalardır. Apartman (Ali Püsküllüoğlu Arkada Türkçe Sözlüğünde) genellikle konut olarak yapılan, birkaç katlı ve her katında bir ya da birkaç daire bulunan yapı diye tarif edilmektedir.
Yani Apartman aynı çatı altında çok katlı ve muhtelif bağımsız bölüm ve her bir bağımsız bölüme ulaşmayı sağlayan merdiven, merdiven sahanlığı, asansör gibi alanları da içeren yapılardır. Bağımsız bölüm gibi merdivenler, merdiven sahanlıkları, asansörler ve iç sahanlıklar herkesin özgürce gelip geçebildiği ne sokak, ne cadde, nede standart dışı umuma     açık bir yoldur. Özel mülkiyete konu olup malik veya tasarruf hakkı sahibi kişiler veya onların onayladığı kişilerce korunup, kullanabilmektedir. Rıza dışında anılan yerlere girmek hukuken olanaksızdır.
Görüldüğü üzere aynı çatı altında tüm bağımsız bölümler arasında ve tüm bağımsız bölümlerin dış yapı ile irtibatını sağlayan (merdivenler, sahanlıklar, asansörler) bağımsız bölüme doğrudan bağlı, kullanımı bakımından bağımsız bölümün hizmetine ayrılan onun tamamlayıcı olmaz ise olmaz parçalarıdır. Birey kişisel hürriyetini ve mal varlığını korumayı, anılan yerleri de bir şekilde kontrol altında tutarak sağlar. Ancak koruyup, kollamasına karşın dış desteği en az alabileceği bu anların tamamı konut kavramı içinde ele alınıp değerlendirilmelidir. O halde yağma suçunda konut kelimesinin kapsam ve alanı, ikametgah, bağımsız bölüm kelimelerinin kapsam ve alanından daha geniştir.
Yasa koyucu (konut) kelimesini kullanırken gerçek iradesi de bu yöndedir. Konut kelimesi yanında özellikle (eklenti) kelimesine yer vermemiştir. Çünkü konut eklentisine aynı çatı altındaki binanın bahçesinin de girebileceğini düşünüp, suçun işlendiği yerin alanını bu denli genişlemesini de istemediğinden salt konut kelimesine yer verip, mağdurun hak ve yetkileri kapsamında kontrollü koruduğu ve korunduğu çerçevede belirlenmesini istemiştir. Hal böyle olunca; somut olaydaki koşullarda da suç yerinin konut kapsamında ele alınacağını ve uygulamada da böyle yorumlanacağı inancını taşımıştır.
Bu bağlamda; Dairemiz yasa koyucunun iradesini doğru değerlendirmiştir.
Tüm eleştiriler ve sayın çoğunluğun düşüncesi “5237 sayılı T.C.K’nın 149/1-d maddesinde (konut) denilmiş ayrıca eklenti kelimesine yer verilmemiştir. Oysaki somut olaydaki gibi olan yerler Ceza Genel Kurulunun tüm kararlarında eklenti olarak açıklanmıştır, o halde TCK.149/1-d maddesinin uygulanması olanağı yoktur.” Gerekçesine dayanmaktadırlar.  
Oysaki aynı çatı altında yer alan tüm bağımsız bölümler ve bağımsız bölümler arası ve dış yapı ile bağlantı sağlayan (merdiven, asansör, sahanlıklar,) Mağdurun konut kavramı içerisindedir.” gerekçeleriyle;
Direnme hükmünün bozulması yönünde karşı oy kullanmışlardır.
(YCGK 27.01.2009 tarihli ve E sas No:2008/6-203 Karar No:2009/3 sayılı içtihadı)

 

 

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Yorumlar

Bu yazıyı ilk olarak siz yorumlayın.

Arkadaşına gönder

Adınız :
Mail adresiniz :
Arkadaşınızı Adı :
Arkadaşınızın maili :
Eklemek İstediğiniz :  

* Yukarıdaki alanların tümü doldurulmalıdır.

* Formu son bir kez kontrol ettiğiniz için Teşekkür ederiz.

Yorumla

Adı, Soyadı :
Mail :
Yorumunuz :  

* Yukarıdaki alanların tümü doldurulmalıdır.

* Formu son bir kez kontrol ettiğiniz için Teşekkür ederiz.

* Yorumunuz kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır.

Yapsan İnşaat Reklamı Yapsan İnşaat Reklamı
Bu sayfa 1.0802 saniyede oluşturuldu ve saniyede yüklendi