Online-Hukuk.Org
Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs ve Kasten YaralamaOkunma: ay:3205 toplam:5000 1-)Kasten adam öldürme(Intentional Killing) suçu ile kasten yaralamayı ayıran kritere ilişkin emsal Yargıtay kararları aşağıda verilmiştir. 2-)Maktülü öldürdüğü iddia edilen kişinin fiili ile ölüm arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığını tespit etmek gerekir.Yapılan araştırma sonunda illiyet rabıtası tespit edilemesse, yaralama suçundan dolayı değerlendirme yapılması gerekir. 3-)Adli Tıp Kuruma tarafından 'ölümle illyet bağı olmaksızın' maktülü 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunun 456/4 maddesine mümas olacak şekilde sanık tarafından yaralandığı(intentional injury) anlaşılan, olay hakkında maktülün velisi veya vasisi hakkında süresinde yapılmış şikayet olmadığından kamu davasının düşürülmesine karar verilmeldir( 7.10.1997 tarih ve 1997/3040-3173 YKD. Kasım 1997) 4-)Muhtemel kasıtla adam ölürme suçunda, ölüm meydana gelmezse, yaralama olarak değerlendirme yapıması gerekir.Korkutmak amacı ile kahvehaneye hedef gözetilmeden silah atılması halinde, bir kişiyi hayati tehlike geçirecek şekilde, göğsünden yaralanması halinde, kasten adam öldürmekten değil, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralamaktan sorumlu tutulur. 5-)Hasmını öldürmek için hareket halindeki otobüse ateş edilmesi halinde, hedef aldığı hasmı hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması halnde, hasmını öldürmeye teşebbüsten(attempt to intentional killing) ; hasmın yanındaki kişide hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması halinde onun da muhtemel kasıtla yaralamaktan tecziye edilmesi gerekir.21.07.2009 6-)Failin öldürme kastı olmadığı halde, kasten yaralma sonucu(intentional injury) ölüm meydana gelebilir.Bu durumda muhtemel durumları aşağıda inceleyelim; a-) Mağdurun yaralaması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 86/1. mddesine mümas olacak şekide bir yaralma olabirlir, yarala sonucu ölüm meydana gelmiş ise bu durumda 87/4. maddesine göre, verilecek ceza 8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilecektir. b-)Mağdurun yaralaması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 86/3. mddesine mümas olacak şekide bir yaralma olabirlir, yarala sonucu ölüm meydana gelmiş ise bu durumda 87/4. maddesine göre, verilecek ceza 12 yıldan 16 yıla kadar hapis cezası verilecektir. 7-)Sanığın bıçakla, mağduru sol koltuk altı, sol kürek kemiği ve sol kulak üst kemiği bölgesinden yaraladığı, darbelerden bir tanesinin toraksa nafiz olup pnömotoraksa ve hayati tehlike geçirmesine neden olduğu olayda; yaraların niteliği, hdedf alınan bölge ve sanığın, araya giren tanık tarafından engellenmesi nedeniyle eylemlerine devam edemediği anlaşılmasına göre, sanığın kasten öldürmye teşebbüş(attempt to intentional killing) suçundan tecziye edilmesi gerekir(1CD. 26.09.2009 tarihli ve 2007/7917 ve 2008/6786, YKD Ocak 2009) 8-)Sanığın tabanca ile yakın mesafen katılanın hayati bölgelerini doğrudan hedef alarak ateş etme imkanı varken, sol oyluk bölgesini isabet olarak iç organ veya büyük damar yaralanmasını oluşturmayacak şekilde katılanı yaraladığı; engel bir durum olmamasına rağmen sanığın fiiline devam etmediği olayda; sanığın fiilinin yaralama(intentional injury) olarak vasıflandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.(1CD. 02.04.2008 tarihli ve 2007/1422 Esas ve 2008/2586 Karar sayılı içtihadı; YKD Mayıs 2009,Müstenidatı Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi 26.06.2006 tarih ve 53/166 sayılı dosyası) 9-)Sanığın hedef gözeterek bıçakla batın bölgesine vurmak suretiyle ince bağırsakta orta hasara, dalağın alınmasına ve hayati tehlike geçirmesine neden olduğu fiili, öldürmeye teşebbüş(attempt to intentional killing) suçunu oluşturur.(1.CD. 08.04.2008 tarihli ve 2007/2176 Esas ve 2008/2728 sayılı içtihadı, YKD Mayıs 2009, müstenidatı Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2006 tarihli ve 92/109 sayılı dosyası) 10-) Kardeş olan sanık ile mağdur arasında, sahip oldukları fabrika hissesi nedeniyle ihtilaf olduğu, asliye ceza mahkemesinde derdest olduğu anlaşılan davaya göre sanığın 18.07.2004 tarihinde aynı nedene dayalı olarak mağduru silahla yaraladığı, olay günü fabrikaya gelen sanığın, fabrikada çalışan tanık Murat’a mağdurun nerede olduğunu sorduğu, küfürler ederek mağduru öldüreceğini söylediği, fabrikadan aldığı minibüs ile ayrıldığı, tanık Murat’ın, mağduru telefonla arayarak sanığın fabrikaya geldiğini söyleyerek aralarındaki husumeti de bildiğinden fabrikaya gelmemesini istediği, mağdurun arabası ile geri dönerken sanıkla karşılaştığı, arabasından inen sanığın yakın mesafeden, hedef gözeterek mağdura iki el ateş ettiği, bir merminin sanığın arabasının şoför mahalli kapısına isabet ettiği, ikinci merminin ise mağdurun boynunun ön kısmına isabet ederek yandan çıktığı, sanığın bu şekilde kasten insan öldürme suçunun icra harekelerini tamamladığı anlaşılmakla, kasten kardeşini öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerekirken yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde yaralama suçundan karar verilmesi (1.CD 08.02.2008 tarihli ve Esas No:2007/2167 Karar No:2008/822 oybirliği) (5237 S. K. m. 29, 35, 81, 86) Sanık Mehmet'in insan öldürmeye kalkışma suçundan dolayı uygulamada daha lehe sonuç verdiği belirtilerek 5237 sayılı TCY'nın 81, 35/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 01.02.2006 gün ve 107-17 sayılı hükmün sanık müdafilerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce 03.07.2007 gün ve 7543-5426 sayı ile; Sanığın, geceleyin, kavga ortamında, mağduru bıçakla, iç organ yaralanmasına neden olmayacak şekilde bir kez yaraladığı olayda, hayati bölgelerin hedef seçildiğine, eylemin engel nedeniyle sürdürülemediğine dair delil bulunmadığı anlaşıldığı halde, yaralama suçu yerine öldürmeye teşebbüsten yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur. Yerel mahkeme 24.09.2007 gün ve 296-374 sayı ile; bıçağın hayati bölgeye isabet etmesi karşısında sanığın kastının insan öldürmeye yönelik olduğunun açıklığa kavuştuğunu belirterek önceki hükümde direnmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ile Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hükmün bozulması görüşünü içeren 26.03.2008 günlü tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda değerlendirilmiş ve aşağıdaki gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanığın kasten insan öldürmeye kalkışma suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun nitelendirilmesine ilişkindir. İncelenen olayda; Sanık Mehmet tarafından işletilen İzmir Şirinyer'deki...........PUB isimli birahaneye 27 Temmuz 2003 günü 24:00 sıralarında alkollü bir şekilde gelen ve bir süre arkadaşıyla birlikte içki içtikten sonra birahanenin kapanacağı yolundaki uyarı sonrasında tartışma çıkarıp hesabı ödemeden ayrılmak isteyen mağdur Sedat'ın dışarı çıkarıldıktan birkaç dakika sonra işyerinin önüne bıçakla gelip birahanenin camlarını kırdığı, personeliyle birlikte dışarı çıkan sanık Mehmet'in uzaklaşmasını söylemesine karşın mağdurun işyeri önünden ayrılmadığı, sanığın bir ara fırsatını bularak mağdurun elindeki bıçağı mücadele ederek aldığı, akabinde mağdurun zorla birahane önünden uzaklaştırılmaya çalışıldığı sırada gece karanlığında çıkan kavgada sanığın rastgele salladığı bıçak darbesinin mağdurun karın bölgesine isabet ettiği, iç organ yaralanmasına neden olmayan kesici delici alet yarası nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirecek biçimde yaralandığı dosyadaki kanıtlardan anlaşılmaktadır. Etkili eylem suçu ile kasten insan öldürmeye kalkışma suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayanır. Birinci durumda sadece daha hafif sonuç (darp ve yaralama) istenilmiş olup daha ağır sonuç (ölüm) istenilmiş değildir. Fail daha ağır sonucun gerçekleşmesini istediği takdirde, kastın insan öldürmeye yönelik olduğu kabul edilir. Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Öldürme kastının varlığı ise; a) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı, b) Olayda kullan ilan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı, c) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti, d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı, e) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği, f) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; geceleyin, kavganın hareketli ortamında, rastgele salladığı tek bıçak darbesi ile mağduru iç organ yaralanmasına neden olmayacak biçimde yaralayan sanığın hayati bölgeleri özellikle seçtiğine ve eylemini sürdürmesine mani bir hal bulunduğuna dair kanıt da mevcut olmadığına göre, olayda yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Sonuç: Açıklanan nedenlerle; 1- Yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, ( CGK 08.07.2008 tarihli Esas No:2008/1-88 Karar No:2008/184 Kaynak:YKD 2008/12 sat 156 künyeli içtihadı)
|