Online-Hukuk.Org
Kararda veya Hüklümde Kanun Yolu, Süresi Ve Yontemi Terettüde Yer Vermeyecek Şekilde GösterilmelidirOkunma: ay:2 toplam:148 Karar ve hükümlerde yer alan yasa yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi yasal zorunluluk olduğundan, hükümde bu konuda eksik veya yanıltıcı ifadelerin bulunması durumunda; yasa yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran ve yasa yolu, mercii, süresi ile yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerekir. Yerel Mahkemenin, önceki hükme yönelik temyizi yeterli sayan ve Yargıtay C.Başsavcılığı'nın iadesi sonrasında verdiği kararın Yargıtay'ca incelenmesi için başka bir temyiz istemine gerek olmadığı izlenimi yaratan yanıltıcı bir ifadeyle "dosyanın yeniden incelenmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na gönderilmesine" ibaresini hükmüne yansıtması ve bunun yanı sıra, hazır bulunanlar için yasa yoluna başvuru yönünden "tefhim" yeterli iken yanıltıcı bir başka açıklama ile "tebliğ"i, sürenin başlangıcına ölçü alması, kişileri yanılgıya sevkedecek mahiyettedir. Karar Metni:Sanık hakkında eşini kasten yaralama suçundan yapılan yargılama sonunda; "...sanığın 765sayılı Yasa'nın 456/1, 457/1, 457/1. maddeleri uyarınca 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 765 sayılı Yasa'nın 59. maddesi ile 647 sayılı Yasa'nın 4. ve 6. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, mahsuba, yargılama giderine..." karar verilmiş, sanık müdafii tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi'nce 04.11.2003 gün ve 25238-10659 sayı ile; "...Sanık ile mağdurenin evli olduklarını gösterir aile nüfus kayıt örneği getirtilmeden, eksik soruşturma sonucu suçun eşe karşı işlendiği gerekçesiyle TCY'nin 457/1. madde ve fıkrası uygulanarak ceza belirlenmesi..." isabetsizliğinden bozulmuştur. Bozmaya uyma kararı veren (Yenipazar Asliye Ceza Mahkemesi)'nce 20.04.2004 gün ve 3-11 sayı ile; önceki hükümdeki gerekçe aynen tekrar edilerek; "Sanığın 765 sayılı Yasa'nın 456/1, 457/1, 457/1. maddeleri uyarınca 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesi gereğince günlüğü 4.745.000 liradan 1.518.400.000 lira ağır para cezasına çevrilmesine, belirlenen ağır para cezasının 647 sayılı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca 10 eşit taksitte birer aylık sürelerle tahsiline, 647 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, mahsuba, yargılama giderine..."hükmedilmiş, bu hükmün de sanık Ali tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay'a gönderilen dosya;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 24.06.2005 gün ve 145720 sayı ile, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasındaki hüküm gereğince yeni yasal düzenlemeler karşısında lehe yasanın belirlenmesi açısından değerlendirme yapılabilmesi için mahalline iade edilmiştir. Bunun üzerine; Yenipazar Asliye Ceza Mahkemesi'nce duruşma açılarakyapılan yargılama sonunda, 27.09.2005 gün ve 58-54 sayı ile; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık Ali'nin olay tarihinde eşi olan mağdureyi silahtan sayılan jiletle yaralayarak üzerine atılı bulunan müessir fiil suçunu işlediği, 765 sayılı Yasa'da bulunan ilgili hükümler ile 5237 sayılı Yasa'da bulunan ilgili hükümlerin karşılaştırılması sonucunda 765 sayılı Yasa'da bulunan ilgili hükümlerin sanık lehine olduğu anlaşılmış ve sanığın eylemine uyan 765 sayılı Yasa'nın 456/1, 457/1, 457/1 ve 40. maddeleri gereğince cezalandırılması yönünde karar vermek gerekmiştir..." gerekçesi ile, "sanığın bir önceki kararda olduğu gibi 765 sayılı Yasa'nın 456/1, 457/1, 457/1. maddeleri uyarınca 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesi gereğince günlüğü 4.745.000 liradan 1.518.400.000 lira ağır para cezasına çevrilmesine, belirlenen ağır para cezasının 647 sayılı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca 10 eşit taksitte birer aylık sürelerle tahsiline, 647 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, mahsuba, yargılama giderine..... dosyanın yeniden incelenmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesine ... dair işbu kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek dilekçe veya bu hususta zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçirilmesi suretiyle temyiz yolu açık olmak üzere iddia makamında C.Savcısı A. Ç. ile isteme uygun olarak sanığın, mağdurun ve müştekinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okundu..." şeklinde hüküm verilmiş ise de, hükmü temyiz eden olmamıştır. Buna rağmen, Yargıtay'a gönderilen dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi'ne sunulmuş, Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi'nce de 09.05.2007 gün ve 7273-4012 sayı ile; 1- Sanığa isnat olunan 765 sayılı TCK'nın 456/2. maddesinde yazılı hapis cezasının üst sınırının 5 yıl olmasına ve 19.12.2006 tarihli 5560 sayılı Yasa ile değişik halinden önceki 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince sanığa zorunlu müdafii tayini gerektiğinin düşünülmemesi, 2- Yaralama suçundaki ölçütler 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'dan farklı olup, farklı suç tipleri oluşturulmuş ve yeni ceza yaptırımları getirilmiş olmakla, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırıldıktan sonra, 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesine göre karşılaştırmalı uygulamanın denetime imkan verecek şekilde gösterilip, önceki 765 sayılı TCK ve sonraki 5237 sayılı TCK'nın bütün hükümleri ile birlikte ayrı ayrı somut olaya uygulanıp ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilmesinden sonra hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi, 3- 5252 sayılı Yasa'nin 5. maddesine göre ağır para cezasının adli para cezasına dönüştürülmemek, 4- 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanun'un 22 maddesi ile 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun'un 2. maddesine eklenen (İlgili kanunları gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz) fıkrasının sanık lehine hüküm doğurması nedeni ile sanık hakkında uygulanan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde uygulanan bir gün hapis cezası karşılığı para cezasındaki 1 YTL'nin küsurunun atılması gerektiğinin gözetilmemesi,..."isabetsizliklerinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.06.2007 gün ve 223433 sayı ile; Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü. Yargılama konusu maddi olayın; 05.05.2001 günü saat 04.00 sıralarında eve alkollü olarak gelen sanığın, tartıştığı mağdureyi yumruk ve tekmelerle darp etmesi, sonra da kollarının iç taraflarını jiletle kesmesi tarzında gerçekleştiği, bu eylem sonunda, mağdurenin hayati tehlike geçirmemekle birlikte, 15 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı, Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca çözümlenmesi gereken hukuki ihtilafın; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın 8/2. maddesi hükmüne dayanılarak, lehe yasa hükümlerinin değerlendirilmesi yönünden, Yargıtay C.Başsavcılığı'nca mahkemesine iade edilip, mahkemesince de duruşma açılarak yeniden hükme bağlanan hallerde önceki hükme yönelik temyizin geçerliliğini koruyup korumadığı, dolayısıyla önceki hükmün temyizine bağlı olarak, temyiz davasına konu edilmeyen sonraki hükmün temyiz incelemesinin yapılıp yapılamayacağı noktasında toplandığı, İtiraz konusu hükümde, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın açıkladığı itiraz sebepleriyle sınırlı kalınmadan usul ve esasa ilişkin nedenlerle hükmün değerlendirme konusu yapılmasının olanaklı bulunduğu ilkesi gözetilerek, Genel Kurul'da uyuşmazlığın esasına geçilmeden önce; Yerel Mahkemece son hükümde "dosyanın yeniden incelenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine" ibaresine yer verilmiş olması nedeniyle; yasa yoluna başvuru Ön mesele ile ilgili değerlendirmede; Karar ve hükümlerde yer alan yasa yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi yasal zorunluluktur. 2- 5271 sayılı CYY'nin 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; "hüküm fıkrasında ... kanun yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." hükmü, 3- 5271 sayılı CYY'nin "eski hale getirme" başlıklı 40. maddesinin 2.fıkrasındaki; "kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır." hükmü birlikte değerlendirildiğinde, yasa koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden yasa yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır. Konu olayda ise; Yerel Mahkemenin, önceki hükme yönelik temyizi yeterli sayan ve Yargıtay C.Başsavcılığı'nın iadesi sonrasında verdiği kararın Yargıtay'ca incelenmesi için başka bir temyiz istemine gerek olmadığı izlenimi yaratan yanıltıcı bir ifadeyle "dosyanın yeniden incelenmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na gönderilmesine" ibaresini hükmüne yansıtması ve bunun yanı sıra, hazır bulunanlar için yasa yoluna başvuru yönünden "tefhim" yeterli iken Hal böyle olunca, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın iadesi sonrasında Yerel Mahkemece verilen hüküm yönünden, yasa yoluna başvuru süresinin başladığını ve sanığın kendi iradi hareketiyle sürenin temyize başvurulmadan geçirildiğini kabul etmek olanaklı bulunmamaktadır.
|