Online-Hukuk.Org

Dolandırıcılık ve Resmi Evrakta Sahtecilik

Okunma: ay:282 toplam:8448

Dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçları birlikte irtikap ediliğinde 5237 sayılı Kanunun 212/1 madde gereğince gerçek içtima kuralları tatbik edilir.

1-) Resmi evrakta sahtecilik suçu evrakın tanzim edilmesi ile tekemmül eder kullanmak gerekmez.Zamanaşımı suçun tekemmül ettiği andan itibaren işlemeye başlar

2-)Resmi evrakla başka bir işlenmesi halinde 5237 sayılı Kanunun 212/1. maddesine göre gerçek içtima kurlalları tabik edileceği kanun hükmü gereğidir.

3-)Sahtecilik kamunun itimatıma karşı irtikap edilen bir suç olduğu halde dolandırıcılık mala karşı işlenen bir suçtur.

4-) Dolandırıcılık da  sahtecilikte yüz kızartıcı suçtur

5-) Sahte olarak tanzim edilmiş bir çek,   eğer icra dairesi marifetiyle tahsil edilmek istenirse vasıflı dolandırıcılık suçu oluşur.

Sanığın iki ayrı zamanda, iki ayrı gerçek kişiye ait çeki ele geçirip sahte olarak tanzim ettikten sonra, katılanın müdür olduğu şirketten mal almak şeklinde gerçekleşen  fiilinde;  5237 sayılı Kanunun 204/1. 62/1 maddesine mümas iki ayrı sahtecilik ve teselsülen irtikap edilen 157/1 43/1 62/1 maddeleri kapsamında kalan dolandırıcılık suçları vardır.  

6-)Serbest Muhasebeci olan sanığın, vergi dairesine ve Sosyal Sigortalar Kurumuna yatırılmak üzere müşterisi olan mağdurlardan aldığı paraları, ilgili yere yatırmayıp, kişisel harcamalarda kullanıp; mağdurlara yatırmış gibi düzenlediği sahte makbuzlar verdiği, ancak kurumlardan mükellef olan mağdurlara vaki ihbarların gelmesi üzerine konunun açığa çıktığının anlaşılması karşısında, düzenlenen belgeler hukuki sonuç duğurmadığından  sahtecilik suçunun oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde sahtecilik suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi(6.CD. 12.03.1993-1299/2585)

7-)Doğmuş bir borç veya zarar için iğfal kabiliyeti olmayan sahte bir  çek veya bono gibi resmi bir evrak verilmesi halinde dolandırıcılık suçu oluşmaz. Sahte senedin iğfal kabiliyeti olmadığından sahtecilik suçuda oluşmaz.Eğer sahte senedin iğfal kabiliyeti varsa bu durumda sahtecilik suçu oluşur.(Ceza Genel Kurulunun 3.3.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararı ve bu kararını teyit eden 11.CD.12.12.2006 tarih ve 6881/10155 sayılı Kararı)Ancak 1.Ceza Dairesinin borç veya doğmuş bir zarar için verilen sahte emre muharrer senedin sahtecilik suçunu oluşturacağına dair kararları mevcuttur. Yargıya bu konunda çelişkili kararla vermiştir.Verilen bu çelişkili karar yeniden uyarlama yolu ile giderilebilir ve buna ilişkin adli sicil ve adli sicil arşiv kayıtları silinebilir

8-)Sanığın suça konu çekleri önceden doğmuş borçuna karşılık verdiği için dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmamıştır.(11. CD. 29.11.2007 tarih ve 7718-8624 YKD. Ekim 2008)

9-)Tahakkuk memuru olan sanığın, Ankara'daki hastaneye sevk edilen eşinin refakatında gitmediği halde, gitmiş gibi, 'Tahakkuk Müzekkeresi ve Verile Emri' belgelerini tanzim ederek, yol harcırahı alması şeklindeki fiili, kamu görevlisinin zincirleme şeklinde resmi belgede sahtecilik (5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 204/2, 43) ve Kamu kurumunu dolandırmak(TCK.nun 158/1-e) suçunu suçunu oluşturur.(6.CD.27.03.2006-12019/2985(Sürekli görev yolluğu alınan yere, yani tayini çıkan yere  bakmakla yükümlü oldugu  annesini, babasını, eşini ve çocuğunu götürmemesi ve bunların yolluklarnı alması suç oluşturmaz)

10-)Resmi hasta sevk kağıtlarına ekli reçetelere sahte ilaç küpürü ilave ederek buna uygun gerçeğe aykırı fatura düzenlenip mal müdürlüğünden haksız ilaç bedeli alındığının iddia edilmesi karşısında sahte belgelere dayanılarak düzenlenen tahakkuk müzekkeresi ve verile emrinin resmi belge olması nedeni ile fiilin sübutu halinde resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi (.(11. CD. 28.02.2006 tarih ve 4619-1398)

11-)Sahte senedin tahsil edilmesi için icra müdürlüğü gibi bir kamu kurum veya kuruluşu aracı kılınmak suretiyle işlenme konulması halinde resmi belgenin iğfal kabiliyeti varsa kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılık suçu(5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 158/1-d) ve sahtecilik suçu oluşur. İcra dairesi marifetiyle senet tahsil edilmemişse bu dudurumda dolandırcılığa teşebbüs suçu oluşur. Sahte belgenin mahiyetine göre resmi veya hususi belgede sahtecilik oluşur.

12-)Yargıtay  Ceza Genel Kurulu'nun  28.12.2004 gün ve 173/228 sayılı kararında da açıkladığı gibi, bankanın maddi varlığı olan çekin kullanılarak dolandırıcılık suçunun irtikap edildiği iddia edildiğine göre, fiilin, bankayı vasıta kılarak dolandırıcılık suçunun irtikap edilip edilmediğine ilişkin delillerin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilip dosyanın ağrı ceza mahkemesine gönderilmesi gerekir(11.CD.26.01.2006 tarihli ve  2003/11566E, 2006/247K sayılı içtihadı)19.09.2009

13-)Bir kişinin ayrı yaşadığı kardeşinin sahte nüfus cüzdanını çıkartarak  kardeşinin bankada bulunan parasını bir defa da  çekmesi halinde   teselsülen sahtecilik suçu ve bankayı aracı kılarak dolandırıcılık suçu oluşur.Dolandırıcılık suçu ayrı yaşayan kardeşe karşı irtikap edildiğinden TCK 167. maddesine göre şikayete tabidir.Banka aracı kılınarak irtikap  edilen  dolandırıcılık suçunun mağduru kardeştir. Banka ise kendisine karşı sahte belge  kullanıldığından sahtecilik suçunun mağdurudur.Şikayet yoksa sadece, sahtecilik suçundan dava açılması gerekir.Sanık hem   nüfus  idaresine sahte belge ibraz edip  kimlik kartı çıkartıp hem de bu sahte kimlik kartını bankaya karşı kullandığından  TCK 43/1. teselsülen sahtecilik suçundan tecziye edilmesi gerekir. 

14-) Sanığın görevlendirme  belgeleri ile  yurt içi  geçici görev yolluğu  belgelerine istinaden  düzenlediği  tahakkuk müzekkeresi  ve verile emirleri ile  06.10.2004 görev yolluğunu  almaktan ibaret  oluşa uygun olarak sübütu kabul edilen 'dolandırıcılık' ve 'resmi evrakta sahtcilik fiillerini bağımsız suç  ve  25.07.2005, 12.08.2005,02.09.2005 ve 22 09.2005 tarihlerinde irtikap ettiği dolandırıcılık filleri   teselsülen tek suç  kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır( 11.CD 24.09.2008 tarihli ve 10110/9287 sayılı içtihadı)  

15-) Resmi belgede sahtecilik suçu, düzenlenmekle olur. Anacak bilahare resmi belge kullanış ise  suç tarihi kullanma tarihidr..

16-)Bir kimse sahte belgelerle hiç çalışmadan emekli olması halinde sahtecilik suçu sahte belgeleri kamum kurumuna verdiği tarihtir. Dolandırıcılık suçu için ise, emekli olmuş ise son emekli maaşını aldığı tarihtir.

17-)Ancak burada ikili bir ayrım yapmak gerekir. Sahte diploma ile işe giren veya girdiği işte terfi eden kişi hakkında sadece sahtecilik suçundan işlem yapılması gerekir. Burada kişinin karşılıksız yararlanma kastı yoktur. Sahte diploma ile memur olan ve daha sonra da emekli olan kişi hakkında sadece sahtecilik suçundan dolayı işlem yapılması gerekir.Sahtecilik suçunun da zamanaşımına uğrayıp uğramadığına bakmak gerekir

18-)Sahte belge ile diş hekimliği veya doktorluk veya avukatlık yapılası halinde  hem sahtecilikten hem de ilgili kanununda bunlarla ilgili hüküm varsa ondan cezalandırılması gerekir. Mesela bir kişi 1980 yılında tanzim ettiği sahte diploma ile diş hekimliği yapması halide, sahtecilik suçu zamaaşımına uğramış olabilir ancak, yetkisiz diş hekimliği yapmaktan dolayı ayırca tecziye edilmesi gerekir. Burada dolandırıcılık suçu oluşmaz.

19-)Bazen sahte belge ile dolandırcılık suça arasında illiyet rabıtası bulunmayabilir.Mesela bir kimse  bankadan kredi aldıktan sonra,  borcunu kapatmak için sahte belge kullanması halinde sadece sahtecilikten  hüküm tesis edilmesi gerekir. Çünkü hile   yani sahte belgenin kullanılması ile doğan zarar arasında illiyet rabıtası bulunmamaktadır.

20-)Bankadan kredi almak amacıyla, ferdi kredi taahhütnamesine izni olmadığ halde,  müştekiyi müşterek borçlu ve kefil gibi gösterip yerine sahte  imza atarak kredi almak fiili,  765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunun 504/3. maddesine mümas suçu oluşturur.(6.CD 3.12.1996 tarihli ve 12220-12405 sayılı içtihadı) 


21-)-Sanıklar Müzeyyen B……., Mücahit  Ç……, Mustafa Y……, Süheyla A……., Hatice C……..ve Gül F….G……’e yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin suçun sabit olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
       2-Katılan vekilinin sanıklar Müzeyyen  B……. Ve Ahmet F……..’ın dolandırıcılık suçundan beraatlerine dair verilen hükmün temyizinde:
       5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Syılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddeleri hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” sucunun tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıkların lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı 27.11.2002 ve 02.07.2003 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322.maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı yasanın 102/4.maddesi uyarınca istem gibi ORTADAN KALDIRILMASINA,
        3-Katılan vekilinin sanıklar Songül F….., Niyazi K……., Mahir K…., Süleyman K……, Fatma K….., Nafia B……, Ayşe Ç……..,, ve Ahmet F…… haklarında “resmi evrakta sahtecilik” suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
        Muris Ayşe Çoban’ın 1956 yılında ölümü üzerine Serik Asliye Huhuk Mahkemesinin 26.02.1960 gün ve 11960/68 Esas, 1960/31 sayılı kararı ile Emine Kara ile Zeynep Can’ın mirasçıları olduğuna dair “Veraset Belgesi” bulunmasına rağmen sanık Songül F....’ın gerçeğe aykırı düzenlenmiş nüfus aile kayıt tablosu ile Serik Sulh Hukuk Mahkemesi’ne müracaat ederek 04.07.1997 gün ve 1997/499Esas 1997/423 Karar sayılı annesi Emine Kara’yı muris Ayşe Coban’ın tek mirasçısı gibi gösteren veraset belgesini alarak kardeşleri olan diğer sanıklar Süleyman K….., Niyazi K….., Mahire K……, Fatma K…., Nafia B……. Ve Ayşe Ç…… ile birlikte tapu takip bürosu çalıştıran Müzeyyen B…..’ye Serik Noterliğinden verdikleri vekaletname ile Serik İlçesi Yukarıkocayatak köyü Camiiyıkığı mevki 331 parselde bulunan taşınmazdaki muris Ayşe Çoban(Şahan)’a ait 128/512 hissenin adlarına Serik Tapu Sicil Müdürlüğü’nden 17.07.1997 gün ve 1978 yevmiye nolu işlem ile intikalini sağladıktan sonra aynı gün 1979 yevmiye nolu işlem ile adıgeçen sanıklar Songül F…..’ın kocası olan sanık Ahmet F….’a verdikleri vekaletnameye istinaden intikalen aldıkları hisselerini beraat eden diğer sanıklara sattıklarının iddia ve kabul olunması karşısında; adı geçen sanıkların annelerinin kız kardeşi, kendilerinin teyzeleri olan Zeynep Can’ı bilebilecek durumda oldukları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.05.1987 gün ve 6/141-256 sayılı kararı ile buna uyumlu daire kararlarında açıklandığı üzere, sahte olduğu iddia olunan veraset ilamının “aksi sabit oluncaya kadar geçerli” belgelerden olması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80 (5237 Sayılı TCK.nun 204/1, 43) maddesindeki zincirleme şekilde işlenen resmi evrakta sahtekarlık suçunu oluşturacağı gözetilerek bu suçtan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır,(11.CD  11.05.2009  tarihli  Esas No:2008/21116  Karar No:2009/6161  sayılı içtihadı )

22-) Sanığın, katılanın kimlik bilgilerini kullanarak kendisine ait fotoğrafla muhtarlıktan aldığı 03/10/2007 tarihli nüfus cüzdanı değiştirme belgesi ile aynı tarihte İlçe Nüfus Müdürlüğüne düzenlettiği sahte nüfus cüzdanı ve 09/10/2007 tarihli sahte ikametgah belgesi ile katılan bankadan tüketici kredisi çektiği olayda; sahte nüfus cüzdanının dosyada bulunan fotokopisinde bankaya müracaat sırasında aslının görüldüğüne ilişkin şerh verilmiş olması, kaldı ki iddianameye konu sahte nüfus cüzdan talep belgesi ile sahte ikametgah belgesi asıllarının da adli emanette olup duruşmada incelendiğinin anlaşılması karşısında, sanığa yüklenen zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunun tüm unsurlarıyla sübuta erdiği gözetilmeden nüfus cüzdan aslının ele geçmediğinden bahisle, dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesine rağmen  yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,hukuka aykırıdır(Esas No:2010/9126  Karar No:2010/9767 sayılı içtihadı)

23-)Sanığın Osman Bulduk'a ait çeke kendi ismini yazarak imzalayıp karşılığında humur makinesi alması fiili sadece dolandırıcılık suçunu oluştur( 6.CD 6.7.2000 tarihli ve 5416/3572 sayılı içtihadı)

24-)Sanığın aldığı mala karşı,  başkasına ait çeki kendisinin gibi  gösterip keşideci olarak da  ismini yazdıktan sonra  kendi imzasını atmak suretiyle  Müşteki'ye vermesi ve banka tarafından  farkına varılarak  çek karşılığının ödenmediği  olayda,  hile ve sania ile Müşteki'ye aldıtıp çıkar sağladığı, fiilin 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 503. maddesine mümas suçu oluşturduğu,  mezkur kanunu'nun 342/1. maddesine mümas suç oluşmamıştır(6.CD 15.12.1992 tarihli ve 6884/9084 künyeli içtihadı)
 

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Yorumlar

Bu yazıyı ilk olarak siz yorumlayın.

Arkadaşına gönder

Adınız :
Mail adresiniz :
Arkadaşınızı Adı :
Arkadaşınızın maili :
Eklemek İstediğiniz :  

* Yukarıdaki alanların tümü doldurulmalıdır.

* Formu son bir kez kontrol ettiğiniz için Teşekkür ederiz.

Yorumla

Adı, Soyadı :
Mail :
Yorumunuz :  

* Yukarıdaki alanların tümü doldurulmalıdır.

* Formu son bir kez kontrol ettiğiniz için Teşekkür ederiz.

* Yorumunuz kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır.

Yapsan İnşaat Reklamı Yapsan İnşaat Reklamı
Bu sayfa 0.7058 saniyede oluşturuldu ve saniyede yüklendi